11 Ocak 2013 Cuma

Git

hep aynı terane döner durur hayatımda kişiler değişir ama olaylar aynıdır anlayan çıkmaz bir türlü nedense,hep iyi başlar tüm hikayeler ama şekerden olan evin sahibinin cadı olduğunu midesinde anlarsın,akıllanamadım daha bu yüzdendir aslında kendime kızmam,aynı şeyleri yapıp durmak benim hayattaki en büyük eşşekliğim olmuştur...
bu yüzden kimseye kızamam çünkü ben fazla büyütürüm gözümde kişileri,onların kalbindeki küçük boşluklara girmeye çalışırım ama nerden bilebilirim ki mutlu olanların kalbinin dolu olduğunu? Ne zaman kapılsam bu hülya ya hep geç uyanırım ama ne olursa olsun sonu hep kabustur...
şunu unutma ki bu hayattaki en büyük pişmanlık içindekileri söyleyememenin getirdiği pişmanlıktır...
eğer biraz cesaretin varsa dökersin içindekileri yada söyleyemezsin kalırsın benim gibi ortada...
ben bugün bu yazıyı yazabiliyorsam bende bu yetenek varsa bilki bu yetenek bana yaşadığım acıların hatırasıdır bu yüzden sakın acılarını küçümseme ve unutma bu hayatta herşeyin bir karşılığı vardır...
Herkesin aklındaki iyi insanın ulaşılmaz olduğunu düşünürken neden hiç kimse bulduğu iyi insanı kaybetme çabası içine girer?
neden en sen onu çok severken o seninle oynamaktan zevk alır...
neden sadece kötü olanlar kazanır?
neden herkesin iyiliğini düşünenlerin iyiliğini hiç kimse düşünmez ?
neden hep en mutlu anında yıkılır dünyan?
neden hiç yıkılmayacakmış gibi gelen ilişkiler biranda devrilir üstüne?
neden kötü olamam ben?
neden sırf birini koruduğun için onun tarafından yargılanırsın?
neden değiştik?
neden başkalaştık ?
neden paraya tapar oldu bu toplum?
neden aşk görünüşle alakalı oldu?
hepsinin nedeni aslında insanoğlunun kendisidir dostlar 
eğer herkeste bi rol yapma kaygısı varsa bunun tek nedeni rol yapılmaya ihtiyaç duyuyor olmamızdır
hiç kimse kötü şeyler yaşamak istemez yaşayanlarda zaten rol yapılmaya ihtiyaç duymayan kişilerdir...
eğer ben tam yazarken sen onu görüp çıkıyorsan sohbetten cesaretin yoktur kendinle karşılaşmaya...
eğer hayatta birilerini küçük düşürmekten zevk alan biriysen..
eğer bir kişi sana kötülük etti diye herkeste bir şey arıyorsan...
eğer hem sana bunları göstereni hemde bunları görmüyorsan yada görmezden geliyorsan zaten sevme beni ihtiyacım yok sevmene ben acımı şerefimle yaşarım adam gibi yaşarım...
belki ilerde bunları komik ve basit bulacaksın ama benim açımdan hiçte öyle olmayacak...

YARIM YAMALAK AİLEM,ADAM GİBİ BİR DOSTUM,KARŞILIKSIZ SEVGİM VE ACILARIM YETER BANA,LÜTFEN TERKET HAYATIMI..
.

gül bikere

Ne bir selam isterim ne bir muhattap
o güzel gözlerle bana gül,yeter
ister yanımda ol ister uzakta,
o güzel gözlerle bana gül,yeter
Değeri yok kimsenin yanımda hiç,
o güzel gözlerle bana gül,yeter
Kederi yok ruhumun kanımda hiç,
o güzel gözlerle bana gül,yeter

ne parıltı ne umut ne de bir heves,
o güzel gözlerle bana gül,yeter
istemem yanımda bir küçük nefes,
o güzel gözlerle bana gül,yeter

Hiç gelmedi senin gibisi lakin,
bende durmadım,olmadım sakin,
seni sevdiğimden gör beni hakir,
o güzel gözlerinle bana gül,yeter

aklanmak

ne bu sistem aklar beni ne bu sizler,
beni aklayan ölümdür dostlar
ne bu yazı aklar beni ne bu kader,
beni aklayan ölümdür dostlar

ne bu gaye aklar beni ne bu hikaye
beni aklayan ölümdür dostlar
ne bu sözler aklar beni ne bu gözler
beni aklayan ölümdür dostlar

ne bu güzel aklar beni ne bu gazel
beni aklayan ölümdür dostlar
ne bu iman aklar beni ne bu sima
beni aklayan ölümdür dostlar

söylemiş,etmişim kederli canla,
hiçkimse anlamadı bari sen anla,
sevmek ne zor imiş bu zamanda
beklemek daha zor geçmez zamanla...

9 Ocak 2013 Çarşamba

İnsanlık dersi

bu yazı biraz uzun olucak ister oku ister okuma...
ne kadar desem boş aslında ne kadar anlatsam faydasız dostlar,ben iyi olmaya çalıştıkça daha da yalnızlaşmaya başlıyorum bir kaç dost var yanımda allah dan sağ olsun hepsi,ben onlarla onlar benimle idare ediyoruz işte...
bu son senem lisede dostlar biraz bu konu hakkında yazmak istedim duygulandım haliyle o yüzden bu yazıda kimseye laf vurma felan yok beklemeyin işim de olmaz bundan sonra o kendi yoluna ben kendi yoluma...
hayat bir kış gibidir aslında benim açımdan,bir şeyleri düzeltmek için yaptığım şeyler hep bir parça aldı benden,demiştim ya kış gibi aynen öyle soğuktan korunmak için taktığım için atkı boynumu sıktı hep,ısınmak için giydiğim mont ben kafamı kapatmak için yukarı çektikçe alttan açıldı işte hayat benim için hep böyleydi canlar bir artarsa iki azalırdı...
bu arada şarkısız gitmez diyip bi şarkı hediye ediyorum size zaten uzun bi yazı olacak : http://188.138.51.133/yt/b/aa/sen_imkansizsin_mp3_70896.mp3
hep şanssızdım sanki şanssız doğmuş gibiydim belkide öyledir kim bilir dostlar,ne siz anlayabildiniz beni nede ben anladım şimdiye kadar,ama bildiğim tek özelliğim varsa bastıramadığım dinleme dürtüm dür,kimsenin konuştuğu havada kalmaz benim yanımda dinlerim yani engel olamam bu yüzden her dönemde çok canım yandı...
dinledim fakat anlatamadım...
anladım fakat anlatamadım dostlar ne eskiden ne şimdi nede gelecekte bunun değişeceğine inanmıyorum ...
malum bu sene son senemiz bu güne kadar ki yaşanmışlık ların anısına bi iki kelam edeyim dedim
lise her insanın olduğu gibi benim de ilklerimi yaşadığım yer fakat benim ilklerim herkes gibi mutlu olmadı herkes ilk aşkını lisede bulur ya ben 5 senedir okuyorum daha adamakıllı birini bulamadım, hani herkesin bi arkadaş grubu olur ya benim oda hiç olmadı lisede bi sağ olsun bahadır var yanımda 3 yıldır ama o kadar bu konuda yinede az olsun öz olsun tavrın dayım dostlar...
ben lise 1 de kaldım bir sene bildiğiniz gibi belki bilmeyeniniz de vardır öğrenmiş olur bu sayede neyse canlar ben o zamanlar lise 1 deyim ama öyle normal lise birler gibi değilim,bazı sebeplerden ötürü içime kapanmadım asla hep neşeli hep şen şakrak dolaşırdım etrafta herkesi adam yerine koyup dinlerdim dertleşirdim ama sonunda gördüm ki hep mal gibi kalan yalnız kalan ben olmuşum ve sonra ne oldu ben o sene kaldım canlar nedeni bende saklı ama kaldım peki bu benim için iyimi oldu derseniz iyi oldu bence kalmasaydım o insanlarla 4 sene daha okuyup onlarla aynı anda mezun olucaktım ve en önemlisi bahadır ve diğer arkadaşlarımla tanışamayacaktım... neyse dostlar gel zaman git zaman aradan dört sene geçti ben farklı olmasını umut ederken döndüm dolaştım yine aynı yere kurdum tezgahımı ama boşverdim cidden yanımda 1-2 arkadaşım ve tek başına kalan ben yarım yamalak bi şekilde gidiyoruz...
yıllar benden sadece tek birşey aldı dostlar hayallerimi aldı,ne geleceğe dair en ufak bir istek nede en ufak bir planım var alın sizin olsun onlar ben böyle iyim şu hayat denen handan bir an önce çıkmaktır dileğim gerisi yalan zaten...
şu boş dünyanın boş bir hanında,
içtim şarabını günah kanımda,
bir kaç dostum olsun yanımda,
gerisi bana yalan dünya hanında

para pul mülk hepsi bahane,
dostlarım yanımda artık dahane
kanar yüreğimde derin bir yare
varsın bulunmasın ölüme çare...

bu kısa dötlükle size veda ediyorum dostlar eğer okuduysanız teşekkür ederim size biraz kendimden bahsettim ama ders alın azcık
pişman olmayın

şiir

kaybolmak istiyorum,kaygılanmadan,arkama bakmadan,
kaybolmak istiyorum,yılları arkamda bırakıp yokolmak,
kaybolmak istiyorum,sanki bir geminin batışı gibi derinlere,
kaybolmak istiyorum,unutulmak,anılmadan yıllarca dillerde,
kaybolmak istiyorum,karanlığa gömülmek,ışıksız,tenha,
kaybolmak istiyorum,gizlemeden üzüntümü,ağlayarak,
kaybolmak istiyorum,kimseye görünmeden,sessizce,
kaybolmak istiyorum,kaderim buymuş gibi,umutsuzca,
kaybolmak istiyorum,yılları alıp yanıma,dertsiz,kedersiz,

kuytu bir köşede ağlar gibi,sessiz içten, kaybolmak istiyorum...

Eski bir yalnızdan notlar 1

yalnızlık bedir bilen varmı aranızda....
yalnızlık ne sevgiliden yoksun olmak nede tuvaletin kapısı açık sıçmaktır dostlar,bunlar basit şeylerdir aşılması kolaydır asıl yalnızlık kendinden yoksun olmaktır,ruhsuz bir beden gibidir yalnızlık,içi boş bir baloncuk gibidir...
Bir insan sonradan yalnız olmaz yalnız doğar,yalnız yaşar isterse binlerce arkadaşı,sevgilisi olsun yine yalnızdır...
Aramızda
 bir çok kişi yalnızdır yada fark edememiştir kanımca bizi bu hale getiren sisteme karşı çıkmak yerine yine onun oyuncaklarıyla vakit geçirmektir yalnızlık...
Nedeni bilinmez,karşılığı yoktur...
Eğer güzel bir günün ardından eve gittiğinde yüzün asık dolaşıyorsan geçekten yalnızsındır ne sevgilin ne ailen dolduramaz o boşluğu,o boşluk kalıcıdır...
Biraz derine inersek çevremizdeki sorunların ne kadar önemsiz olduğunu görürüz ve aslında bizim bile ne kadar boş olduğumuzu...
Yazmak biraz rahatlatır insanın içini eğer ben bu yazıları yazıyorsam emin olun sadece yazmak için yazıyorum,en ufak bir okunma kaygısı yok içimde dostlar...
Zaten okunmadığımıda biliyorum bir kaç kişi dışında...
İstesem buraya her akşam destan da yazarım ama düşünmekten fırsat bulamıyorum kafamdaki sorular kemiriyor ruhumu...
Neden bu dünyadayız hiç düşündünüz mü ?
tanrı neden yarattı bizi ?
neden cennet ve cehennem var ?
neden hayatlarımız bu kadar anlamsız ?
babam böyle pasta yapma yı nerden öğrendi ???

işin aslı şu ki kısacık ömrümüz hep çevremizde kileri mutlu etmekle geçiyor kendimiz için yaptığımızı sandığımız şeyler bile aslında diğerleri için
mesela iyi bir iş için çabalıyoruz neden ?
çocuklarımız eşimiz mutlu olsun diye yada ailemiz mutlu olsun diye...
Aslında onlarda çevresindekileri mutlu etmek için çalışıyorlar ve bu böyle gidiyor milyarlarca hayat sırf diğerleri mutlu olsun diye yokolup gidiyor peki ne anlamı kaldı ?????
bunu biraz düşünün bence tabi buraya kadar okuyabilecek kadar saygılı iseniz...

çıkar

çıkar nedir dostlar bilir misiniz...
çıkar insanın hayatının içine eden yegane şeydir anlaması da gerçekten zordur canlar ne yapan anlar ne maruz kalan,mesela yapan adam fark etmez ama yavaş yavaş hayatını arkadaşlarına bağlı olarak yaşamaya başlar ihtiyacı olan her şey onlardadır sakın bu lafımı maddi olarak anlamayın manevi olarak da kullanırlar örneğin bi kız aslında sevmediği birini önceki sevgilisi yüzünden kullanabilir bunu ilk başta ne kendisi farkeder nede o kullandığı çocuk farkeder burada asıl önemli olan mesele farkettikten sonra ki davranışlardır eğer kullanan farkedince vazgeçerse,bu yaptığından utanırsa işte o dostluğun ta kendisidir ama yok bile bile devam ederse ve kullanılan kişi de bunu anladığı halde izin veriyorsa işte o kusura bakmayın ama "yavşak lığın" ta kendisidir...
unutmayın dostlar burada kimseye laf atma gibi bi derdim yok sadece bazı şeylerin nedenini ortaya koymaya çalışıyorum... eğer burada birinizi utandırdıysam affedin...

Çocukluk-çocuktuk

Yılları tam olarak hatırlayamıyorum ancak 90-04 arası gençler tabi o zaman bilgisayar yok kimsede(bende vardı yani mahallede herkesin imrendiği bilgisayarı olan piç var ya o bendim işte:) )sürekli dışarıdayız saat 10 a 11 e kadar anlıyacağınız tüm günümüz dışarda geçiyo o zamanlar...
o günlerde tabi hiç bi sıkıntımız yok hiçbişeyi umursamıyoruz,bunun en büyük sebebi mahallede bodrum katta oturan genellikle arkadaşımızın annesi olan teyzeler;
camdan bize dürüm veren,su veren,gerektiği zaman eve yemeğe çağıran,bizi kendi çocuğundan ayırt etmeyen o teyzeler şimdi onları arıyorum fakat hiç biyerde yok onlar dostlar ya bu toplum öldü yada onlar...
eskiden herkesin evinde soba vardı doğalgaz felan daha gelmemiş tabi şimdi varmı bilmiyorum belki olan vardır neyse biz eve geldiğimiz zaman bizi huzurlandıran yegane şeylerden di soba başında durur bazen çorabımızı sürüp cız sesini dinler bazende üstüne tükürüp kaynamasını izlerdik o anlarda hissettiğimiz duyguyu çok özlesemde ne soba kaldı nede huzur zaten olsada bu zamandan sonra olmaz kocaman adam olmuşuz sobayamı tükürecez :) 
Bir de çizgi filmler ah o efsane çizgi filmler hangisinden başlayacağımı bilemedim şimdi,pokemon vardı mesela yıldız takımını,ash i,pikaçuyu,çekik gözlü bi fırlama vardı onu,bide misstimiydi neydi onu, o yıllarda yaşayıpta bilmeyen yoktur...
sonra dragon ball vardı maymuna dönüşüyodu sinirlenince onu tam hatırlayamıyorum uzun zaman oldu kusura bakmayın...
bayblade vardı mesela herkesin bi kahramanı vardı orada benimki sergeiydi o yüzden başrollerin isimlerini hatırlayamadım dragon vardı max vardı kaplumbağası vardı bide onun annesi vardı ona hastaydım , birininde kaplanı vardı ama ismi gelmedi aklıma bilge vardı onun bayblade i yoktu bilgisayar kullanıyodu sürekli kız vardı bide galiba onunda yoktu ama olabilirde...
hugo vardıda onu pek sevmezdim onu anlatmak istemiyorum ikitane kardeş vardı bu çizgifilm değildi belgesel çeken kardeşlerden bahsediyorum bitane maymun vardı siyah beyaz ismide zafu mafu muydu neydi her bölümde farklı bi hayvanı tanıtıyolardı kaplan felanda vardı hiç korkmuyodular kaplandan bide o maymun hikaye anlatıyodu '' bu bana zabuland daki bi olayı hatırlattı'' diye başlıyodu bide en son bi kız vardı arkadaşları felan vardı hayvanlarla olan olayları anlatıyodu o arkadaki zenci çocuğa uyuz oluyodum hep asılıyodu kıza...
en sevdiğim olay da okula gitmediğim zamanlarda izlediğim çizgifilmlerdi tadı bi başkaydı,bi yandan okula gitmemenin verdiği vicdan azabı bi yanda kaçırdığım çizgifilmleri izlemenin mutluluğu ah ulan ah bidaha yaşasam keşke neyse...
çocukluğumuzun en büyük eğlencelerinden biride tasolardı en ilk pokemon tasolarından önce digimob tasoları vardı altıgen böyle katlanan birbirine geçen cinsten onlar ın tadı ayrıydı gençler bide çizgifilmi vardı digimonunda ama onu tam anımsayamadım.Sonra pokemon tasoları çıktı digimondan daha küçüktü ama oynaması daha zevkliydi biraz daha gelişti üstündeki resim haraketli oldu sonra birbirine geçmeli hale geldi fırlatmak için ama biz hiç fırlatmazdık nedenini hala bulamadım...
o tasoların bide bayblade türleri vardı ortasından geçiriyoduk çubukları dönüyolardı,en sonda yugioh tasoları vardı demir di hemde,çizgifilmide vardı yugiohun çocuğun kolyesi vardı üçgen içinde tek göz harbiden o ne anlama geliyodu?!...
Okulda öğlenci sabahçı vardı ben çoğu zaman sabahçı olurdum,öğlenci olmakta güzeldi ama eve geç dönerdik zaten başka okulda okuyan arkadaşlarımızda sabahçı olduğu için öğlene kadar mal olurduk zaten zafu mafu yuda o zaman izlerdik...
biraz uzun kusura bakmayın ama devam...
o zamanlar şimdiki gibi bilgisayar yaygın olmadığı için tüm arkadaşlar bize gelirdik bilgisayar oynamak için sonra akşam olunca annem gelirdi eve (benim annem çalışan kadındı akşam 5 te gelirdi eve) annem çok kızardı bana tabi arkadaşlarımı getirdiğim için ama ben anlamazdım tabi neden kızdığını anlam veremezdim çocuğum nereden anlıycam şimdi anlıyorum neden kızdığını ama yine olsa yine yaparım o mutluluğu yaşamak için bilgisayarım vardı ama piç değildim paylaşmayı severim ben canlar...
bide hep birlikte yemek yerdik arkadaşlarla ya onlarda ya bizde bizim sayemizde ailelerimizde gelirdi bazen zaten o zamanlar komşuluk ilişkileri şimdiki kadar boktan değildi severdi herkes birbirini ne küslük vardı nede kavga inanın hiçbiri yoktu o günleri çok özlüyorum dostla it gibi özlüyorum hemde ama ne o komşular geri gelir ne ben giderim o günlere...
şimdi bakıyorum mahallede ki çocuklara ağızlarında küfür ellerinde sigara eksik olmuyo ulan ne çabuk değiştik biz böyle bizim zamanımızda biz birbirimize salak bile demezdik hepimiz kardeş gibiydik arkadaşlarla bırakın sigara içmeyi kokusunu bile bilmezdik,akşama kadar beraberdik ama ağzımızda ne bi küfür vardı nede kötü bi laf...neyse gençler fazla söze gerek yok artık değişmezde zaten...
bizim tek kötü özelliğimiz vardı oda arabalara açık camlarlara kağıttan külah yapıp atardık oda kötü değilde insanları rahatsız ederdik sonuçta...
saat 9.30 da başladım yazmaya bi saati biraz geçti bayada uzun oldu kusura bakmayınbu konular hakkında konuşmayı çok severim eğer devam et derseniz şimdi yazarım uzun geldiyse devamını yarın yazarım size kalmış...

insan

     Yeni yılınızın güzel geçmesi dileğiyle yeni yazıma başlıyorum dostlar 
İnsanları tanımak güzel şeydir dostlar ama güzel olduğu kadarda zordur,şöyleki;
bu husustaki en zor şey çok erken karar vermektir,ilk intiba önemlidir derler ya yok öyle bişey o eskidendi canlar şimdi insanların %90 ı rol yaptığı için öyle bişey yok avutmayın kendinizi 
    Bu yüzden çektiğimiz sıkıntıların hepsi insanları yanlış tanıyıp ona göre muamele ettiğimiz için geliyo başımıza mesela bi insanla tanıştınız ilk görüşte her şey on numara gelir,arkadaşlığı süperdir,size davranışları güzeldir felan ama işin aslı öyle değil işte işin aslı herkes rol yaptığı için o rolün arkasını görebilmekte bunu başarabilen insan gerçek arkadaşlığı bulan insandır ben bi kaç dostumun gerçek dost olduğunu gördüm bu yüzden içim rahat ama siz siz olun bunu öğrenin yoksa üniversitede iş ve aşk hayatınızda çok sıkıntı çekersiniz emin olun...
şimdi yaşadığımız olaylar gerçekten basit şeyler önemli olan o basit şeyleri aşıp geleceğe doğru bakabilmek dostlar...
    Herkesin gözünde ben en yakın arkadaşımı kaybettim ama bana göre özgürleştim,kurtuldum,kırdım zincirlerimi ve hiç pişman değilim tam tersine değişimin bana verdiği mutluluğun zevkini çıkarıyorum,sizinle bu kadar samimi bu kadar içten konuşabiliyosam bunun büyük bi payı var çünkü artık kiminle muhattap olduğumu biliyorum,seviyorum sizi lan harbiden seviyorum sizin canınızı yerim...:)
     Herkes gibi benimde büyük hatalarım oldu zamanında ama ben en önemli kısmını aştım kabullendim ve değiştirdim onları kaçmadım inkar etmedim,saklamadım ve şimdi karşınızdayım istediğiniz şeyi sorun çekinmeden utanmadan sorun en doğru cevabı ben veririm size beni bana sorun başkasına değil benimle ilgili bişey varsa benden öğrenin,neyse benimle ilgili olan kısmı geçelim şimdi...
bana çok değer veren bi kaç kişi varya ben onlar için tutunuyorum hayata yoksa bende istemiyorum sabah kalkmak ama o bikaç kişidir beni ben yapan beni eğlendiren ben yazılarımda isim vermem bilirsiniz zaten anlayanlar anladı...
     Konumuza dönecek olursak kimseyi tanımdadan yargılamaya kalkmayın pişman olursunuz,kimseyi tanımadan en iyi arakadaşım moduna girmeyin daha çok pişman olursunuz ve en önemlisi kimseyi tanımadan aşık olmayın pişmanlığın tillahını yaşarsınız bunu unutmayın...
neyse ben şimdi yatıyorum bugün çok yoruldum gençler hepinize okuduğunuz için teşekkür ediyorum nice mutlu yıllara ... bide unutmadan ben bu yazıları o okuyan bi kaç kişi için yazıyorum buda böyle biline hade by by

Saf

selamın aleyküm gençler hayırlı akşamlar diye klişe bir girişten sonra başlıyorum yazıya

Ben orta okuldayken çok oyun oynardık sınıfça ama öyle bildiğiniz oyunlardan değil;
gazete kağıdı ve banla çok sert toplar yapıp koridordaki lambaları indirirdik hoparlörleri felan düşürürdük,şişe kapağını birbirimize doğru fırlatır bacak arasından geçene dalardık,deneme olduğu gün kitapçıkları katlar birbirimize vurmaya başlardık.
Yani anlayacağınız şey çok sert oyunlardı bunlar neyse dostlar günler böyle geçip giderken ahmet adlı bi çocuk vardı çok uzun boyluydu ve çok güçlüydü ama çok saftı be ahmet gerçekten çok saftı herkese inanırdı o oyunlarda hep dayak yiyen yakalanan o olurdu,bu saflık onu çok güçlü yapmıştı zamanla ama elinden kişiliğini almıştı hiç kimse tarafından siklenmeyen birisi oldu ahmet,güçlü olması onu hiçbir zaman kurtarmadı...
iyi çocuktu yinede ahmet allah yolunu açık etsin 9 yıldır görüşmüyorum kendisiyle ama iyi çocuktu...
Yani diyeceğim o ki saf çok saf olmak iyi bişeydir ama harcanırsın zamanla bu yüzden ya harcanacaksınız yada uyanacaksın ikincisini tavsiye ederim dostlar...
şimdilik bu kadar yeter ama bu durumu 3-4 kişi beğenirse ikinci yazı da biraz nostalji yapmak istiyorum...by

hayat 1

okuyan takip eden birkaç kişi olmasına rağmen yazıyorum yinede...
Gözüne kaçan sigara dumanı gibidir hayat gözün yanar ama engelleyemezsin,kurtulamazsın ondan geçene kadar... eğer içinizde bir dert varsa dostlar ondan kaçmayın çünkü kaçmak o derdi büyütmekten başka hiçbir şeye yaramaz,sadece acı çektirir sana...
Hani bazı insanlar vardır sürekli gülerler herzaman neşelidirler ama en büyük dertler ondadır,hani bir söz var ya ''en çok gülenler en büyük dertlere sahiptir '' diye işte onlardan bahsediyorum.Aramızda en korkak olanlar onlardır aslında dostlar çünkü acıyı görmezden gelmek değil onunla yüzleşmektir en cesaret isteyen iş, gerçekten zordur yüzleşmesi canınızı yakar,acıtır hiç olmadığı kadar...
zaman bir ilaçtır sözü en büyük palavradır,aksine zaman dünyanın en iğrenç zehridir,zaman geçtikçe kaybolur bazı şeyler ;
mesela çocukluğunuz gibi
Aileniz gibi
Arkadaşlıklarınız gibi
ve en önemlisi zaman geçtikçe kendinizi kaybedersiniz,benliğinizi ve sizi siz yapan herşeyi biranda kaybedersiniz...
neyse dostlar bu yazım kısa oldu biraz kusura bakmayın gerçekten üzgünüm bunu için... hadi by

küfür

Yeni bir yazı ile karşınızdayım dostlar zaten bi kaç kişisiniz ama yinede canınız sağolsun...
küfretmek neden dolayı yönelinen bişeydir bilinmez ancak hepimiz küfür ederiz istemsizce..
bazen sevdiğiniz şarkı çalar dolmuşta tam en güzel yerinde adam şarkıyı değiştirir küfür edersiniz...
bazen tam sigaranızı yakacakken otobüs gelir küfür edersiniz...
bazen en ummadığınız anda sevdiğinz kişi açıktır tam mesaj yazacakken kapatır küfür edersiniz...
bazen tuvaletteyken kapı çalar açamazsınız,sipariş ettiğiniz pizza gelmiştir kişidir küfür edersiniz...
bazen hocanın sorduğu soruyu siz söylersiniz sizi duymaz sizden çalan arkadaşınızı duyar küfür edersiniz...
bazen arkadaşlarla geçen güzel bi akşamdan sonra eve gelip mal gibi etrafa bakarsınız küfür edersiniz...
bazen sevgilinizle buluşmaya giderken parfümünüz biter küfür edersiniz...
bazen bir sevgiliniz olmadığını farkettiğinizde küfür edersiniz...
bazen bir sevgiliniz olduğu için küfür edersiniz...
bazen bu yazı ne kadar uzun olmuş diye küfür edersiniz...
bazende yazdığınız uzun yazıyı kimse okumaz küfür edersiniz...
bazen sadece küfür edersiniz...
..........sadece küfür edersiniz...
.....................küfür edersiniz...

yani lafın kısası söylememe gerek yok sanırım iyi geceler amk

hayattan bir kesit 2



istemediğin şeyler bilirsin bazen,duymamış olmayı dilersin ama duymuşsundur bikere elinden bişey gelmez,insanların nasıl kandırıldıklarını görürsün,en yakın arkadaşının,marketteki tanımadığın müşterinin,veya gerçekten saf olan bi arkadaşının nasıl kandırıldığını görürsün defalarca...
Elinden birşey gelmez işte o çıldırtır insanı,hiçbir şey yapamamak koyar adama için içini yer,ama bişey yapamazsın...beklersin ölümü bekleyen çocuklar gibi savaşta çaresiz,sessizce beklersin günlerce,ama yinede bir şey gelmez elinden,kalırsın öylece...
günler kovalarken birbirini ruhun yıpranır laçkalaşan ilişkilerle beraber...
tedirginlik kaplar içini söyleyemediğin için üzülürsün yalnızca,ama beklersin yinede yapamazsın söyleyemezsin,inan takatin, ferin kalmaz düşünmeye...
Artık olan olmuştur ve geriye kalan söyleyecek tek kelime vardır....
Ben biliyordum dersin , sadece bu kadardır söyleyeceklerin,asla ben söylemiştim diyemezsin....
Uzun lafın kısası siz siz olun kandırılmayın asla yada bunu farkedin yeter

Hayattan bir kesit

Öncelikle buradan bu yazıyı görenlere selam olsun yine benim için kısa sizin ( tamamını okuma nezaketini gösterecekler hariç) uzun olan bir yazıya daha başlıyorum yazının sonunda görüşmek üzere...

Belirtmek isterim ki bu yazıda kimseye bir misilleme yada kimseyi hedef gösteren şeyler yazmam istemiyorum bu yüzden hiç boşuna şu dediğini şurada kullanırım tarzı düşüncelere girmeyin sakin bir yazı olacak

   Maalesef çevremiz de bir sürü insanla iletişim halinde oluyoruz bu bize tanrının emri yalnızlık Allah'a mahsus sonuçta bu yüzden bu insanları ne kadar tanıyoruz öncelikle ona dikkat etmemiz gerek yoksa daha çok başımız ağrır dostlar kimse üzülmek istemez hiç kimse istemez emin olun ama her insan kendi dalını kendi keser ve yere düştüğünde kendinden başka kimseyi göremez. bazı insanlar vardır tek bir amaç uğruna tüm arkadaşlıklarını tüm dostluklarını yıkar biranda aşk gözünü kör etmiştir göremez çok kırar ama böyle yaptığı için ne aşkına ulaşabilir nede arkadaşlıklarını geri getirebilir bu onları suçsuz yapmaz yada suçlarını hafifletmez maalesef onları düzeltmenin tek yolu doğru düzgün yapılacak bir konuşmadır tabi konuşabilirseniz....bazı insanlar vardır arkadaşlıklarını çıkar denen kazık üstüne kurar siz siz olun o kazığa oturmayın farkedilmesi zor olacak kadar ince kurtulması zor olacak kadar uzundur ... bazı insanlar vardır onları değiştiren arkadaşlarını beklerler kendileri karar veremezler aslında şeffaftırlar arkalarındaki arkadaşlarının rengine bürünürler... bazı insanlar vardır gerçekten içleri öfke ve kin doludur kimseyle anlaşamazlar insanları birbirine düşürmekten zevk alırlar kendi aldıkları yarayı bunlarla kapatırlar...bazı insanlar vardır sürekli gülerler hep iyi niyetli olurlar gerçekten saftırlar bu insanları sonra daha detaylı inceleyeceğiz gençler .... şimdi asıl konu bu kişilik örneklerini nasıl karşılamamız yada nasıl karşıladığımız dır
buna hoşgörü eşiği diyoruz diğer insanlarla iletişim sınırımız yani kısaca benim hoşgörü eşiğim yüksekte olduğu için herkesi kabul etmem ama bazı arkadaşlarımın ki düşüktür görmezden gelebilir yapılanları ama ben görmezden gelemem herkesten beklenemez zaten düşük olması işte karşımızdaki insan bunu anlayamadığı anda iletişim kopukluğu yaşanır ve gerçekten verimsiz bir arkadaşlık ortaya çıkar....benim düşmanım bile olsa ona yapılan haksızlık benim arkadaşım tarafında yapılmışsa bunu kabul etmem beklenemez etmem de zaten başkası eder onada ben karışmam buna hakkım yok zaten...
insanlar bi gariptir günümüz dünyasında herkesin bir maskesi vardır kiminin ki cesur kiminin ki saf kimini ki ise öfkelidir herkes eksik olan yanını bu maske ile kapatmaya çalışır umarsız ve çaresizce...
size ilerde bahsedeğim dediğim gruptan bahsedeyim biraz....
bu insanlar herkese yaranmaya çalışır dostlar elinden geldiğince herkese yardım etmeye çalışır ailesine,arkadaşlarına,o saf aşkını laik gördüğü kıza,akrabalarına etrafındaki herkese...
Eder de fakat karşılığını göremez ve bunu farkettiğinde iş işten geçmiş olmuş olur artık ne yaşayacak bir hayatı kalır nede gücü kalır malesef...
bide hikaye anlatmak istiyorum gençler içimden geldi
çirkin adam
bi gün bir çirkin adam doğdu kendisi gibi çirkin dünyaya şanssızdı belliydi şanssız olacağı doğduğu günden,soğuk bir cumaydı tipi vardı havada derken çirkin adam hayata atıldı ve arkadaşları oldu herkes gibi sevgilisi oldu herkes gibi fakat birşey farklıydı o herkese yardım ederken en kötü gününde bi haberdi yardımın ne demek olduğundan öyle ki kimse farketmemişti bile onu,görememişti gözler o hep uzaktı sevgiden...
tek gördüğü sevgi annesinden gelmişti şimdiye kadar..
bi gece yine soğuk bir kış günü bir maske yapmaya karar verdi tıpkı herkes gibi olmak istemişti sadece,kendi maskesini yapıp yardım görmeyi umut etmişti fakat maskesi bile onun saflığından bir parça almıştı,maskesinde değişen tek şey gülen bir yüz olmuştu...
yarın olup arkadaşlarının yanına gittiğinde farketti maskeyi yanlış yaptığını,biraz daha sinsi yapmalıydı maskesini iyilik görmek için tıpkı herkesin yaptığı gibi fakat içinde olmayan bişeyi yapmak zordu...
maskeyi çıkartmadı yıllar boyunca umutla taşıdı,ezildiğini bile bile taşıdı maskeyi ta ki bigün canına tak edene kadar taşıdı maskesini o gün onun için dönüm noktasıydı, çirkin adam artık değişecekti...
hemen eve gidip o gece maskesini kırmaya karar verdi zorlu geçen bir geceden yüzü sızlayarak uyandı sabaha henüz görmemişti yüzünü hemen bir ayna bulup geçti karşısına ama yüzünde bi değişiklik yoktu... odaya gidip kırık maskesine baktı ve anladı yıllardır çıkartmadığı maske nin yüzünde kanlı bir iz bıraktığını.... artık yaşamak istediği bir hayatı olmadığını farketti çirkin adam,o kadar senenin boşa gittiğini...
Artık annesi de kalmamıştı yanında,kimsesi yoktu,hiç kimsesi yoktu,tek başınaydı ama önemsemezdi zira hep öyleydi onun hayatı kimsesiz..
yine bir kış gecesi kalın bir urganın kucağında veda etti hayata fakat ne o hayattan nede hayat ondan birşey beklemiyordu zaten...
sessizce yok olup gitti...
arkasından konuşmadılar bile çirkin adamın hiç bahsetmediler,sadece annesinin yüreğinde küçük bir sızıntıdan ibaretti çirkin adam......

bu hikayeyi niye anlattığımı bilmiyorum sadece içimden geldi bazı mantık hataları olabilir şimdi kendim uydurdum o kadar olsun :D
yani dostlar şu 3 günlük dünyada ne ben sizi kırayım nede siz beni kırın amma ve lakin herkesi aynı anda kabul edemeyiz illaki pürüzler olacaktır
yine çok uzun oldu ama yapacak bişey yok buraya kadar okuyan herkese teşekkür ediyorum mutlu mesut vakitler geçirmeniz dileğiyle inşallah içinizde küçükte olsa bi sarsıntı yapabilmişimdir...

çirkin adamdan sevgilerle...